"Atınız ruhunuzun aynasıdır. Bazen gördükleriniz hoşunuza gitmeyebilir... Bazense gidecektir." (Buck Brannaman)

İzlediğim atlı filmleri yazmaya uzun zaman önce başlamıştım ama itiraf ediyorum ki tembellik ettim; hala bir sürü film sırada bekliyor.
Fakat son zamanlarda izlediğim bir film, sırada bekleyenler beklemeye devam ededursun, tembelliğime son vermek zorunda hissettirdi beni. Çünkü "Buck", sadece içinden at geçen bir film değil, gerçek bir at ve atçı filmi, ve daha iyisini bir gün izleyebilecek miyim, emin değilim...
Önce resmi tanıtım videosunu verelim:
Hem çocuk Scarlett Johansson'ın hem de Robert Redford'un harika oyunculuk sergiledikleri "Horse Whisperer" (Atlara Fısıldayan Adam) filminden daha önce bahsetmiştim. Öğreniyoruz ki bu filme ilham veren, ve pek çok aşamasında danışmanlık yapan kişi, Buck Brannaman isimli ve atlara gerçekten fısıldayan bir adammış.
Oldukça travmatik ve zor bir çocukluk, koruyucu melek anneyi erken yaşta kaybediş, müthiş despot bir baba ve sonunda evlatlık olarak başka bir aile tarafından yetiştirilme gibi zorlu deneyimler, sonradan bir atçı olmaya karar veren Buck'ı, atların eğitimi ve onlarla iletişim anlamında ana akımın oldukça dışında, şiddetsiz ve fakat çok daha başarılı yöntemler uygulamaya ve bunları yaygınlaştırmak üzere yılın 9 ayı kocaman tırının içinde Amerika'yı boydan boya dolaşmaya itmiş.
"Atınızla yaptığınız her şey, bir danstır" diyor Buck. Film boyunca kovboyluk yapan dresaj atçıları, dresaj yapan Western binicilerin yanı sıra, katıldığı eğitimlerden kesitler izliyor, problemli atlarını getiren insanların problemlerini nasıl çözdüğüne bir göz atıyoruz. Bir ipucu, diyor ki:
"Ben at problemi olan insanlara değil, insan problemi olan atlara yardım ediyorum."
2011 Sundance Film festivalinden belgesel ödülüyle dönen, ve bence de kesinlikle bunu sonuna hakeden muhteşem bir film Buck. Hakkında ne anlatsam az, ama daha fazlasını dinlemek isteyenler için, Mahir hoca da şu programında hem film hakkında daha fazla detay, hem de oldukça iyi yorumlarını ve izlenimlerini paylaşmıştı.
Fakat kendi izleniminizden değerli bir şey yok, bu harika filmi kaçırmayın, bulun, buldurun, ve mutlaka izleyin!
Diyor ki filmi yorumlayanlardan biri, "Herhalde Tanrı kovboyu yaratırken, aklından Buck geçiyordu"...
0 yorum:
Yorum Gönder